Dünyada Telefon Uygulamalarının Gelişimi
Dünyada Telefon Uygulamaları 1990'lı yılların sonuna kadar birkaç büyük üreticinin kendine özgü çözümlerinin hegemonyası altında olan iletişim dünyasında 2000'li yıllarda bir devrim yaşanmaya başladı. "IP Devrimi" adını verebileceğimiz bu süreçte, geçmişe ait tüm "doğru"lar ve "alışkanlık"ların değiştiğini görüyoruz.

Sözgelimi, geçmişte, telekom operatörleri, büyük ve her noktaya ulaşan iletişim omurgaları üzerinde ancak temel bazı iletişim servisleri üretilebiliyordu. Bu dönemde hizmetleriyle farklılık sağlayamayan rekabetin getirdiği kar baskısıyla sıkışan operatörlerin pazardan çekilmek zorunda kaldığını izledik. Yeni dönemde ise teknoloji, küçük telekom operatörlerinin, kendi omurgasına sahip büyük operatörlerden aldıkları temel hizmetler üzerinde katma değerli servisler geliştirip, pazarda karlı bir şekilde yaşama şansı bulabilmektedir. Telekom sektörünün serbestleşmesi sürecindeki ülkemizde bu süreç, IP devriminin etkisi altında dünyadaki benzerlerine göre farklı bir seyir izleyecektir. Geliştirilecek katma değerli uygulamalar bu yeni telekom operatörleri için hayati öneme sahip olacaktır.

IP Devriminin bir başka yansıması da kurumsal uygulamalarda görülüyor. İletişimin, müşteri memnuniyeti ve verimlilik üzerindeki etkisinin hızla arttığı günümüzde kurumlar artık sistemlerden, sadece alo diyebilmenin ötesinde şeyler beklemektedir. Bu sistemlere örnek olarak şunlar sıralanabilir:

  • Birleştirilmiş Mesaj Sistemleri (sesli-posta, faks, e-posta)
  • Çağrı Raporlama ve Yönetim SistemleriOtomatik Çağrı Dağıtım Sistemleri (Çağrı Merkezi)
  • Müşteri İlişkileri Yönetim Sistemleri ile Entegrasyon
  • Bina Otomasyon Sistemleri ile Entegrasyon
  • Çalışan Verimliliğini Arttıran Yardımcı Uygulamalar

Açık Standartlar
İletişim dünyasında yaşanan IP devrimine paralel olarak büyük üreticilerin "uygulama tekelleri" de kırılmaya başladı. Açık Standartlardan oluşan yeni iletişim dünyasında, telefon santrallerinin yerini alan Çağrı Yöneticileri, gelişmiş özellikli telefon cihazlarını ve bu sistemler üzerinde çalışacak uygulamaları farklı üreticiler, dünyanın farklı köşelerinde, birbirlerinden bağımsız olarak geliştirebilmekte ve hepsi bir araya geldiğinde uyumlu bir şekilde çalışabilmektedir.

İletişim dünyasında açık standartların egemen olması, ülkemiz açısından önemli bir fırsat doğurmaktadır. Bu sayede, çok büyük Ar-Ge yatırımları yapıp özel donanımsal iletişim sistemleri geliştirmeye gerek kalmaksızın; mevcut sistemler üzerinde uygulamalar geliştirmek mümkün olabilmektedir. Bu sayede hem kuruluşlarımız için verimlilik arttıracak çözümleri makul bütçeler içinde geliştirmek mümkün olabilmekte hem de teknolojiyi tüketen değil üreten bir ülke haline gelebilmemizin yolu açılmaktadır