Evrim Teorisi

Bilim adamları ile din adamları, insanın evrimi konusunu tartışa dursun, ekonomi dünyasında Evrim Teorisi'nin doğruluğunu kanıtlayan pek çok örnek var. Bilgi Teknolojilerindeki ilerleme, şirketlerin evrimini gözle görülür derecede hızlandırmış durumda. Örneğin, doğal seleksiyon ile ayıklanan şirketlerin sayısında yakın gelecekte ciddi artış gözlemleyebiliriz.

İşim gereği çok farklı sektörlerdeki şirketlerle yakından temaslar kuruyor; iş yapma şekillerini gözlemliyorum. Bu çalışmalarım sırasında, bilgi teknolojilerinin son on yılda şirketlerdeki kullanımının adım adım arttığını gördüm. Söz gelimi 1996'daki Internet'in İş Dünyasındaki Kullanımı konulu seminerimde katılımcılara "Birkaç yıl içerisinde hepinizin kartvizitlerinizde şahsi e-posta adresleriniz bulunacak" dediğimde büyük itirazlar almıştım; ama bugün artık hepimizin kartvizitlerinde e-posta adresimiz yer alıyor.

E-posta adreslerimiz kartvizitlerimize girdi ama bilgi teknolojilerinin etkin kullanımı konusunda fazla bir ilerleme sağlayabildiğimizi söylemek pek mümkün değil. Evet hala pek çok şirket, bilgi teknolojileri kullanımında bile oldukça farklı bir konumdalar. Örneğin ofis çalışanlarının önemli bir oranının hiç bilgisayar kullanmadığı o kadar çok işletme var ki. Hadi diyelim her çalışana bilgisayar alınmış olsun; bu bilgisayarların Internet'e bağlayan şirketlerin hala azınlıkta olduğunu düşünüyorum. Söz gelimi bir teknoloji firmasının ofisinde sadece bir bilgisayarın Internet'e bağlı olduğunu, çalışanların elektronik postalarını o bilgisayarın başına geçip okuduklarını söylersem şaşırır mısınız?

Hadi diyelim çalışanlara bilgisayar veren ve bunları Internet'e bağlamış olan bir şirkette olduğumuzu varsayalım. Hala büyük olasılıkla sadece elektronik posta kullanımımıza izin verilmiş olabilir. "Bu şirkette web sayfalarına sadece öğle tatillerinde bağlanmaya izin veriliyor" diyen bir şirketin Internet'i ne olarak gördüğü ortada demektir.

Internet hadi çok yeni bir teknoloji diyelim. Yöneticilerin henüz bunun ne işe yarayabileceğini keşfedemediklerini kabul edelim. Peki telefon kullanımına ne diyeceksiniz? Birçok şirket hala çalışanlarına verdiği cep telefonlarından yapılan görüşmelerin belli bir bölümünü ödemekte, üzerine çıkan miktarı çalışanından tahsil etmektedir. Peki çalışanlara "ofis dışında iken iş yapmak için kendinizi fazla zorlamayın; ama size verdiğimiz görüşme limiti ile arkadaşlarınızı arayabilirsiniz" mesajını vermek, o şirkete rekabette ne kazandırır? Ofislerde çalışanlarına telefon verip dış aramaları kısıtlayan veya hiç izin vermeyen şirketlere ne diyeceksiniz? Telefonu bu şekilde kullanan şirketlerde genellikle çalışanların sadece önlerine bir iş geldiğinde yaptıklarını dolayısıyla bol bol boş zamanları olduğunu gözlemliyorum. Bu, şirketler için en iyi durum olarak tanımlanabilir mi?

İş Nasıl Yapılır?
Yıllarca bu gibi yerlere gittiğimde "bu şirket nasıl iş yapıyor; nasıl ayakta kalabiliyor?" diye şaşırıyordum. Bilgisayar kullanmayan, Internet'e giremeyen, telefon ile müşterilerini arayamayan bir şirketin var olabilmesi bile bana mucize gibi görünüyordu.

Fakat bu teknolojilere yatırım yapan şirketlerin nasıl çalıştıklarına baktığımda, asıl sorunun teknolojiye sahip olmak değil doğru kullanabilmek olduğunu görüyorum. Eğer doğru şekilde kullanılmayacak ise bir teknolojiye sahip olmak için para harcamamak daha doğru belki de. Eğer çalışanlarınız internet'i, işleriyle ilgili konularda araştırma yapmak, rakiplerini tanımak, ilerlemeleri izlemek için değil de, sohbet, borsa, kumar veya porno sitelerine girmek için kullanıyorlarsa, hiç kullanmamaları daha iyi. Önemli olan önce bir hedefi ortaya koyabilmek, sonrasında da o hedefe ulaşmaya yardımcı olacak araçları doğru şekilde kullanabilmek olmalı.

Dünyanın en gelişmiş CRM uygulamasını müşteri veritabanı, ERP uygulamasını stok takip sistemi, İş zekası uygulamasını insan kaynakları veritabanı olarak kullanan şirketlerin, bu programları satın almayıp işlerini kağıt üzerinde götürmeye çalışan şirketlerden çok da üstün olduklarını söyleyemeyiz.

Değişemeyen Elenir.
Bugünün rekabet ortamında, şirketlerin her gün bir önceki güne göre daha verimli çalışabilmesi zorunlu. Bunun için sürekli olarak yeni iş yapma yöntemleri geliştirmek gerekiyor. Çünkü hem eski iş yapma yöntemlerimiz artık eskisi kadar para kazandırmıyor, hem de bizler yapmasak bile küresel rakiplerimiz bu arayışlarında mola vermiyorlar. Six Sigma ile metadoloji haline getirilen kültür aslında bir arayış ve değişim kültürü değil mi?

Yüz yıldan uzun süredir kullanmakta olduğumuz "tanıdık" teknolojiden bir örnek verelim: Şirketinizi arayan ama ilgili kişiye ulaşamayan müşterilere 2 saat içinde geri dönülmesini kural olarak koymak, müşteri memnuniyeti üzerinde olumlu bir etki sağlamaz mı? Bu zor hedefi başarabilen bir şirket, rakiplerine karşı avantaj kazanmaz mı? Bu sorulara evet yanıt veren bir yönetici iseniz, bu hedefe nasıl ulaşabileceğinizi araştırmanız gerekir. Çoğu durumda şirketinizin bir adım öne geçmesini sağlayacak atılımlar, büyük yatırımlar yapılması yerine şirket içi alışkanlıkların değiştirilmesi ile elde edilebilecek türdendir.

Eğer yeni yöntemler geliştirip, değişen şartlara uyum gösteremezsek, şirketimizin doğal seleksiyona uğraması kaçınılmaz olacaktır. Bu durumda şartlara en iyi uyum göstermeyi başaran şirketlerin ayakta kalacaktır. Uzun vadede ve makro ölçekte bakılırsa, ülke olarak elbette bilgi teknolojilerini doğru kullanma beceresi kazanmış olacağız. Bunu bugünün büyük şirketleri beceremese bile, becerebilen yeni şirketler onların yerini alacaklar. Doğrusunu isterseniz, bu hedefe ulaşırken şirket tabelalarındaki isimlerin değişiyor olması pek önemli sayılmaz.

Şirketlerin evrimi konusundaki düşüncelerinizi lütfen benimle paylaşın. Yakın çevrenizdeki olumlu veya olumsuz örnekleri öğrenmek ve herkesle paylaşmak isterim. Bana nasıl ulaşacağınızı biliyorsunuz: tolga@gunduz.com.tr

Tolga Gündüz / IPera Genel Müdürü

Bu makale BT Dünyası bilişim haberleri sitesinden alınmıştır.
Makalenin orjinaline ulaşmak için tıklayınız.

 

<< Tüm Makaleler