Yeni Tarifeler Pandora'nın Kutusunu Açtı
Türk Telekom 1 Mart 2007 tarihinden itibaren geçerli olacak yeni tarifelerini ilan ettiğinden bu yana, Telekomünikasyon sektöründeki karışıklıklar bir türlü durulmuyor. Yapılan değişikliğin haksız rekabete yol açıyor olması bir yana, bu koşullarda hala ayakta kalmayı başarabilen özel telekom şirketleri, her alanda Türk Telekom'u zorlamaya başlayacaklardır.
Ülkemizde Telekomünikasyon Sektörü yasal olarak 1 Ocak 2004'den bu yana serbest rekabete açık durumda. Ancak ister kamunun otoritesinin "devlet"i koruma refleksi deyin ister özelleştirme öncesi Türk Telekomun değerinin düşmemesi için serbest piyasada pazar payı yitirmesinin bilinçli şekilde engellenmesi deyin, Telekomünikasyon Piyasasında gerçek rekabet ortamı bugüne kadar oluşmadı. Aradan geçen 3 yılı aşkın sürede rekabeti geciktiren / engelleyen şeyleri anımsamak gerekirse.
. Özel telekom şirketlerinin yasal şekilde hizmet verebilmesini sağlayacak Uzak Mesafe Telefon Hizmet Lisansları 6 aya yakın gecikme ile verildi.
. Özel telekom şirketlerinin hizmet verebilmesini mümkün kılacak minimum teknik düzenleme bir yıla yakın gecikme ile sağlanabildi.
. Özel telekom şirketlerinin hizmet verebilmesi için altyapı tekelinden almak zorunda oldukları hizmetler için dünya ortalamalarının çok üzerinde fiyatlar belirlendi.
. Özel telekom şirketlerinin altyapı tekelinden almaları gereken özel devreler talepleri geç yanıtlandı; bazı durumlarda altyapı tekelinden bu hizmetleri verebilmesi için yapması gereken yatırımlar hizmeti alacak kuruluşlara yansıtılmaya çalışıldı.
. A tipi hizmet verilebilmesi için gereken ve altyapı tekeli tarafından kurulması şart olan altyapı, 3 yıla yakın gecikme ile kuruldu ve halen yaygın şekilde kullanılmıyor. (A tipi hizmet, sıradan ev kullanıcı seviyesinde Özel telekom şirketlerinin hizmetlerinden yararlanılabilmesinin neredeyse tek yolu gibi görülebilir. A tipi hizmet lisansları, normal lisans bedellinin 6 katı gibi bir ücret ile verilmişti.)
. Aradan 3 yıldan fazla süre geçmiş olmasına rağmen, bazı hizmet türleri için hale hizmet koşullarını belirleyen lisanslar ortaya çıkmadı. Özel telekom şirketleri, bu alanda hizmet vermeye kalktıklarında, yasadışı konumuna düştüler ve halen düşüyorlar.
Özel telekom şirketleri de kusursuz değil.
Ancak telekomünikasyon piyasasında gerçek rekabet ortamının oluşamamasının tek sorumlusu olarak eskiden devlete ait ve tekel olan Türk Telekom ve düzenleyici otorite olan Telekomünikasyon kurulunu görmek de, konuya tek taraflı bakmak olur. Bu süre içinde Özel telekom şirketlerinin de inanılması kolay olmayan yanlışları oldu. Örneğin
. İş planları 1990'larda Batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki serbestleşme dönemi uygulanan işplanlarının kötü kopyaları gibiydi. Halbuki 2000'li yıllarda özellikle Internet'in yaygınlaşması ve VoIP teknolojisi ile, yukarıda saydığımız sıkıntıların hiçbirinden etkilenmeyecek iş planları ile başarı yakalanabilirdi. Dünyanın diğer ucunda kurulan Skype benzeri şirketlerin Türkiye'de gösterdikleri başarı incelendiğinde bu durum net şekilde görülebilir.
. Telekom operatörlüğü her ne kadar teknoloji yoğun bir iş olsa da sonuçta bir hizmet işidir. Özel telekom operatörleri, müşteri hizmetleri alanında çok kötü sınav verdiler. Halbuki yıllardır devlet tekelinden kötü muamele görmüş olan müşteriler, sadece daha ucuz hizmet değil talep ediyor değillerdi. Daha iyi hizmet üreterek müşteri kazanmak mümkün olabilirdi.
. Özel havayolu şirketlerinin kamuoyu oluşturmada gösterdiği başarı yakalanamadı. Açık şekilde haksızlıklara uğramalarına rağmen sektör oyuncuları, dertlerini kamuoyuna anlatamadılar, rekabetin önündeki engellerin kaldırılması için kamuoyu baskısı oluşturamadılar.
. Ve her şeyin ötesinde, Özel telekom şirketleri birlikte hareket etmeyi başaramadılar. Halbuki kendi aralarında yapacakları bazı işbirlikleri ile Özel telekom şirketleri, altyapı tekelinin teknik ve mali engellemelerinden en az düzeyde etkilenebilirlerdi.
Türk Telekomun yeni tarifelerine neden itiraz ediliyor?
Türk Telekom, 1 Mart'tan itibaren geçerli olacak yeni tarifesinde, özel telekom operatörlerinin hizmet verebildiği şehirlerarası, milletlerarası ve gsm görüşme ücretlerini iyice indirdi. Bu indirim o oranlara var ki, artık StandartHATT tarifesinde şehirlerarası görüşme ile şehiriçi görüşme ücreti aynı; hatta ücretlendirme periyodlarındaki farklar nedeniyle Şehirlerarası görüşmeler daha ucuza geliyor. Türk Telekom bu alanlardaki gelir kaybını, rekabetin yasal olarak başlamadığı şehiriçi görüşme ücretine yaptığı zam ile kapatmayı planlıyor. Bir de, her eve uzanan kablonun sahibi olduğu için alabildiği sabit ücretlere yaptığı zam ile. Uzmanlar, Türk Telekom'un bu "indirimi" ile çok büyük bir gelir artışı elde edeceğine işaret ediyor. Olan, rekabette geride kalmamak için Türk Telekom'un da altında fiyat vermek zorunda olan özel telekom operatörlerine olacak. Çünkü şu andaki arabağlantı ücretleri aynen devam ederse, özel telekom operatörleri şehirlerarası görüşme için tüketiciden tahsil edebilecekleri hizmet bedelinin yarıdan fazlasını, arabağlantı hizmet bedeli olarak Türk Telekom'a geri ödemek zorunda kalacaklar. Bazı görüşmelerde ise ödenmesi gereken arabağlantı ücreti, TürkTelekom'un normal abonesinden istediği görüşme bedelinin bile üzerinde olabiliyor. Diğer şebeke ve operasyonel giderler de hesaba katıldığında, bir özel operatörün bugünkü iş yapma şekli ile kar edebilmesi artık mümkün değil.
Teknoloji, ezberleri bozuyor.
Türk Telekom'un yeni tarifeleri bilinen şekliyle Uzak Mesafe Telefon Hizmeti işini yürütmeyi neredeyse olanaksız hale getiriyor ama, aslında bu tür işin yakın bir gelecekte devam edebilmesi zaten olanaksızdı. Yüksek hızlı Internet'in yaygınlaşması ve VoIP teknolojisi, sesin uzak mesafelere iletilmesini katma değerli bir iş olmaktan çoktan çıkardı. Ancak, hala birçok aboneye eski telefon şebekesi numaralarından ulaşmak dışında bir alternatif geliştirilemediği için, sesi uzak mesafelere taşımak olmasa bile eski şebekeye aktarmak hala değer ifade eden bir iş. Türk Telekom'un yeni tarifeleri, bu gerçeğin çarpıcı biçimde görülmesini sağlamıyor mu zaten: Şehiriçi görüşme bedeli ile şehirlerarası görüşme bedeli artık eşit. Yani Türk Telekom bile sesinizi alt komşunuza taşımak ile Türkiye'nin diğer ucuna taşımak arasında bir fark olmadığını kabul etmiş durumda.
Bunun bir başka göstergesi de, hemen hemen bütün büyük şirketlerin, şubeleri arasındaki telefon görüşmelerini yapmak için kendi ses şebekelerini kurmuş olmalarıdır. Yemek, temizlik, güvenlik gibi en basit işlerde bile dış kaynak kullanmayı tercih eden firmaların, uzak olmayan bir geçmişte büyük yatırım ve uzmanlık gerektirdiği düşünülen telekomünikasyon gereksinimlerini kendi içlerinde karşılamaları, bu konunun ne kadar basit ve değersiz bir iş haline geldiğinin göstergesi niteliğinde.
Bu şartlar altında, "iş"in tanımını "Türk Telekom'dan biraz daha ucuza uzak mesafe görüşme yaptırmak" yerine "mesafe ne olursa olsun, eski şebekeye görüşme aktarma" olarak yapan ve bunun üzerine kârlı bir model kurabilen özel telekom şirketi için çok büyük fırsatlar var. Çünkü artık Türk Telekom'a göre verilecek "cazip" fiyat, sadece uzak mesafe görüşmeler için değil; eski tekel olarak "kale"si durumundaki şehiriçi görüşmeler için de cazip olacaktır. Yani yeni tarifeler, daha az karlılıkla iş yapmak zorunda kalacak olan özel telekom şirketlerini, şehiriçi görüşme pazarından pay kapmaya itecektir. İşte o zaman, 3 yıldır yasal düzenlemelerle oluşturulamamış olan rekabet ortamı, piyasa mekanizması tarafından kendiliğinden yaratılmış olacaktır.
Özel telekom şirketlerinin lisanslarının şehiriçi görüşme hizmeti vermeye izin vermediği söylenebilir. Bu doğru çünkü Telekomünikasyon Kurumu çoktan yapmış olması gerektiği halde şehiriçi görüşme yaptırma lisanslarını hazırlamadı henüz. Ama VoIP teknolojisi artık bu gibi ayrıntıları önemsiz kılacak boyutta gelişti. O kadar ki, eğer hizmet aldığınız operatör gerçekte kanunlara saygılı ise ve lisansı olmayan bir alanda hizmet vermeyi red ediyorsa, siz de telefon trafiğinizi bir başka ile taşıyıp, telefon operatörüne o ilde teslim edip bunu şehirlerarası olarak geri taşımasını isteyebilirsiniz. Tabi gönül ister ki yıllardır beklenen lisanslar biran önce verilsin ve böylesi işler yapmak zorunda kalarak dünyanın geri kalanını kendimize güldürmeyelim.
Tolga Gündüz
Makalenin orjinaline ulaşmak için tıklayınız.
<< Tüm Makaleler
|
|