Bilgi Toplumu Lafla Olmuyor
Yıllardır bir "bilgi toplumu olma" sözü sürüp gidiyor. Konferanslarda sarfedilen süslü cümleler, kurulan komiteler ve yayınlanan raporların dışında çevrenize bir baktığınızda 10 yıl öncesine göre daha "bilgi toplumu" olabilmiş bir çevrede yaşadığınızı düşünüyor musunuz?
Bir önceki yazlarımda, "Ağ Ekipmanları İşinde Hata Nerede?" diye sormuş ve sektördeki oyuncuların değişen pazar dinamikleri ve artan rekabet nedeniyle giderek daha büyük zorluklar yaşadıklarını belirtmiştim. Ama sorun ağ ekipmanları alanı ile sınırlı değil elbette. Bilişim pazarının genelinde, pazarın büyümesine rağmen, firmaların para kazanamamaktan şikayet ettiklerini duyuyoruz. Ucuz döviz rüzgarını arkasına almasına rağmen ithalatçı bilişimciler durumlarından şikayetçi iseler, İhracat yağan sanayici, Çin ile rekabete girişen tekstilci ne yapsın?
Aslında görünen şu ki sorunların temelinde, dünün alışkanlıklarını değiştirmeden bugün de başarı elde etmeyi beklememiz yatıyor. Belki de aynı nedenle sürekli konuşup durduğumuz şu "bilgi toplumu"nu hale oluşturamadık. Yıllardır her ortamda "bilgi toplumu", "e-dönüşüm" konuşup duruyoruz ama bununla ilgili somut hiçbir adım göremiyoruz.
"Hiç de bir şey yapılmıyor değil; yapılanları görmezden gelme" diyenleri duyar gibiyim. Evet, örneğin Mernis önemli bir proje. Hepimizin artık vatandaşlık numaralarımız var. Ama devlet dairelerindeki her işlemde, Vatandaşlık numaramızın Internet çıktısını kağıda basıp götürmek zorunda olduktan sonra ben ne yapayım böyle otomasyonu? Tam da söylemek istediğim bu: Cihazlar yeni ama kafalar eski.
Hemen kamuya yüklendiğim düşünülmesin lütfen. Özel sektör hatta bireyler bile hala aynı kafada. Örneğin, evimin bulunduğu 600 haneli sitede en az 400 hanede ADSL 100 hanede Kablosuz ağ var. Emeklileri saymazsak, site sakinlerin tamamı en azından iş yerlerinde Internet kullanıyor. Ama sitemizin Internet sitesi yok. Yönetim toplantılarındaki tartışmalardan, alınan kararlardan kimsenin haberi olmuyor. Hemen hemen her ay bu nedenle büyük tartışmalar yaşanıyor. Bırakın kararların Internet üzerinden tüm sakinlerin katılımı ile oylanarak alınmasını, en temel konularda bile bilgi alışverişi sağlanamıyor.
Şirketlerin durumu daha iyi sayılmaz. Tekstilcileri ele alalım örneğin. Küresel rekabette geri kaldıklarından şikayet edip, vergi, sigorta, elektrik fiyatı gibi maliyetlerinde indirim talep ederken, kaç tanesi üretim planlama gibi yatırımlara girişiyor? Bırakın, Avrupa pazarına olan coğrafi yakınlığı avantaja çevirecek, "trendleri takip et, talebe göre üretim yap, hızlı sevket" şeklinde özetlenebilecek iş modeller geliştirmeyi; toplam genel giderler içinde yüzde sekizlere varan telefon giderlerini azaltacak çalışmaları bile zorla kabul ettirebiliyoruz. Yani üreticilerimiz, üretim verimsizliğinin neden olduğu kayıpları, bilgi teknolojilerini kullanarak azaltmadan, eski alışkanlıkla devletten çözüm üretmesi istenmiyor mu? Diğer sektörlerden örnekler vermek hiç de zor değil.
Aslında bilgi toplumu olma yolundaki gecikmenin en büyük sorumlusu, yine bilişim sektörü. Sonuçta, işi teknolojiyi takip etmek olmayan insanları, teknolojiyi kullanarak iş modellerini geliştirmedikleri için suçlamak çok da haklı olmaz. Ancak bilişim sektörü için durum böyle değil.
Bilişim sektörü hem bir yandan pazarın büyümesine rağmen kar marjlarının azalmasından şikayet ediyor; hem de müşterilerine daha fazla ödemeye değer görecekleri yeni teklifler üretmiyor. Somut örnekler vermek gerekirse, Tekstildeki yangını -söndürmese bile hafifletecek- üretim kaynak planlama çözümlerini, Uygulama Servis Sağlayıcılığı modeli ile kimse sunmuyor. Büyük şehirlerde toplu taşıma kullanımını özendirecek, ulaşım bilgilendirme sistemi gibi bir proje kimsenin aklına gelmiyor. Okullara PC satmak herkesin iştahını kabartıyor ama öğrenciler arasında giderek artan şiddeti azaltmak için velilerin çocuklarının okuldaki durumları hakkında bilgi alabilmelerini sağlayacak projeler üretilmiyor.
Bilişim sektörümüzde faaliyet gösteren firmaların büyük bölümü, bırakın yenilikler üretmeyi, üretilen çözümleri bile gidip anlatmak yerine, müşterilerinin gelip talep etmesini bekliyor. Halbuki sayıları az da olsa ülkemizde ilginç çözümler üretiliyor. Ama bu çözümleri müşterileri ile buluşturması gereken bilişim firmaları, gidip müşterilerine bunları anlatmak yerine, müşterilerinin kendi kendilerine öğrenebildiği, ama her yerde bulunduğu için kar marjı son derece küçük olan ürünlere olan talebin artmasını ve böylece sürümden kazanmayı bekliyor.
Sonuçta her şey hazır. İş verimliliğini arttırmak zorunda olan müşteriler; bu müşterilere daha yüksek değer katacak çözümlerle kar marjını yükseltmek zorunda olan bilişim firmaları; sayıları şimdilik az olsa bile yeni çözüm geliştiricileri. Peki sıkıntıların çözümü için daha başka ne gerekiyor? Düşüncelerinizi benimle paylaşmanızı bekliyorum. Benimle tolga@gunduz.com.tr adresinden iletişim kurabilirsiniz.
Tolga Gündüz / IPera Genel Müdürü
Bu makale BT Dünyası bilişim haberleri sitesinden alınmıştır.
Makalenin orjinaline ulaşmak için tıklayınız.
<< Tüm Makaleler
|
|